7 Eylül 2010 Salı

Duran “Altın”toplar



4-5 yıl önce bir çarşamba gecesi Milan’ın Şampiyonlar Ligi maçını izliyorum. Maç San Siro’da, rakip sıradan, Milan daha sıradan! Haliyle maç sıkıcı ama Milan’a ayıp olmasın diye izlemeye devam ediyorum. Korner oldu Pirlo ortaladı gol oldu. Sonra rakip ceza sahasının sol tarafında serbest vuruş oldu, Pirlo ortaladı yine gol oldu. (Maç o kadar sıkıcıydı ki golü atanları dahi hatırlamıyorum).


Maç böyle bitti ve yorumcu-spiker ortaklığının yorumları geldi. “İşte büyük takım olmak böyle birşey, kötü oynarken bile maçı kazanıyorsunuz, duran toplar bile rakip için tehlike...v.s”

3 gün sonra bir Cumartesi gecesi Fenerbahçe’nin lig maçını izliyorum. Maç Şükrü Saracoğlu’nda. Rakip zaten yaslanmış geriye, Fenerbahçe eveliyor geveliyor. Sıkıcı bir maç. Sonra Van Hooijdonk bu sıradan maça klasik isyanını sıradan bir frikik golüyle gösterdi. Sonra Alex korner kullandı bu da gol oldu Fenerbahçe maçı kazandı.

Sonra aynı ağızlar şunu söyledi “Fenerbahçe çok şanslı. Duran toptan maç kazanılmaz. Depar Kulvarları, ofans boşlukları..v.s” diye anlatıp durdular yarım saat.

Kazakistan maçında 2 duran, 1 durmayan toptan 3 gol bulduk. 2. gol ise Zidane’ın Leverkusen’e attığı golün bir alt versiyonu. Gecenin en güzel golü olmasının dışında Türk futbol tarihinin de en güzel gollerinden biri.


Peki ne dediler?

“Şanslı olmak”


Aynı gece İtalya 1-0 geriye düştüğü Estonya deplasmanını güç bela Pirlo-Cassano köşe vuruşu organizasyonuyla 2 gol bulup kazandı.


Buna ne dediler?

“Büyük takım olmak”


Büyük takım top hareketliyken de dururken de kazanması bilir. Eğer kastedilen hiçbir sistemi olmayan kısır bir futbol ve gol organizasyonları her maç ancak serbest vuruşlarla gelen bir takımsa, ona varım.


Bunu da en çok Daum yapar. Korner olur Şifo Mehmet ortalar, Alpay geriye aşırır, herhangi bir stoper ya da golcü duruma göre bitirişi yapar. Futbol namına ortada birşey yoktur. Tüm sezon Alpay’ın aşırtmasını veya Van Hooijdonk’un frikiklerini beklersin. Rakipler senden daha kötüyse ve şanslıysan şampiyon olursun.
Ancak arada bir kötü oynamana rağmen kornerlerinle, frikiklerinle maç kazanıyorsan bunun adı şans değil, işler kötü gittiğinde devreye giren B hatta C planıdır.

Kazakistan gibi zor bir deplasmanda 3-0 kazanmak başarıdır. Önümüzdeki Belçika maçı ise Kazak deplasmanından daha da zordur.

İnşallah kazanalım da, golden önce topun konumu, hareketi o kadar önemli değil.
Ah bir de, oyuncu seçimleri adaletli olursa 2 yıl önce yarı finalde bıraktığımız Avrupa Şampiyonası’na kaldığımız yerden “devam” ederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...