Pepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2012 Salı

Pepe! Oğlum Senin Formanı İstemiyor


Valerenga maçının meşhur babası geldi aklıma. Konsept değişik olsa da tema temelde aynı.

Baba, oğul ve kutsal futbol üçlemesinin beceriksiz havarilerine / günahkârlarına duyulan isyan / öfke.

Kitabı olmayan bir dinin yazılı olmayan şeriat hükmü: “Pislik olmayacaksın, pis oynamayacaksın”

İspanyolca meali: “Mi hijo no quiere tu camiseta” yani; “Oğlum senin formanı istemiyor”

Koyu Real Madrid mezhebine mahsup kişilerce Pepe’nin afarozu istenmekte. “Padre” Florentino Perez’in dudaklarına bakıyoruz artık.

Çünkü eğer futbol bir afyonsa, Messi’yle, Ronaldo’yla, Xavi’yle, Benzema’yla, Iniesta’yla, Mesut’la tatlı tatlı uyuşmaktan keyif alan 500 milyon insanın, kafa açan Pepegiller familyasına ihtiyacı yok.  

Yakup Sabri İNANKUR

Foto media.zenfs.com'dan alınmıştır.

19 Ocak 2012 Perşembe

Pepe’nin Özrü!



Özür diledi Pepe.

Kabahatinden büyük demeye dilim varmıyor, elim de gitmiyor. Bu kabahat yığınından daha büyük bir şey görebileceğimizi sanmıyorum. Gerçi dün geceki kusursuz şaheseri aksesuarsız yalın durmuştu zaten. Buyrun size tüy tadında bir özür.

“ Dünkü hadisenin istemeden olduğunu belirtmek istiyorum. Bununla birlikte eğer gücendirdiysem Messi’den özür dilemek istiyorum. Bütün yaptıklarım takımım ve camiam içindi. Tüm kalbimle ve ruhumla oynadım. Meslektaşımı incitmek gibi bir maksadım yoktu”

Öncelikle dünkü hadise gayet bilerek ve isteyerek oldu. Çaktırmadan ama hesap ederek ele doğru attığı adımı  insanların anlayamayacağını düşünmek dün akşam ki oyunu! kadar terbiyesizce. 500 milyon insanı aptal yerine koymaya çalışmak da en son George W. Bush’a nasip olmuştu.

Messi’den özür dilemek istediğini belirtmiş ancak şarta bağlamış; “eğer gücendirdiysem”. O pozisyonda Messi’nin parmakları kırılabilir ya da çıkabilirdi “eğer” tam o esnada yerden kalkmak için sol elini destek yapsaydı. Eminim o zaman çok gücenirdi. Şimdi ise kızgın olduğunu düşünüyorum, tıpkı bizler gibi.

Son olarak kalbiyle ve ruhuyla oynama kısmı… Benim favori bölümüm! Kalp ve ruh dün akşam bazı takım arkadaşlarında ve tüm Barselona takımında fazlasıyla mevcuttu. Kimse çirkefleşmedi, en azından bu denli. Ayrıca eğer bir kalbin varsa, futbolun en nadide çiçeklerinden birinin üzerine basmak yerine, elinden tutup kaldırmak niyetiyle gidersin o bölgeye.

Özür şöyle birşeydir: “Yaptığım herşeyden pişmanım. Başta Messi ve Barselona olmak üzere, kendi takım arkadaşlarımdan, taraftarlardan ve bizleri izleyen milyonlardan özür dilerim” Kalbi olanlar için bu minvalde cümlelerdir aşağı yukarı.

 Pepe’nin özür metni ise benim dekoderimden geçip algı mahkememe şunu haykırmaktadır. “Hiçbir şey için üzgün değilim. Dün geceye yine dönsem aynı şekilde davranırdım. Haftaya zaten -hocam bana şans verirse- yeni şovlarımla karşınızda olacağım. Şimdi cehenneme kadar yolunuz var”

Bilmukabele Pepeciğim bilmukabele…

Yakup Sabri İNANKUR

Barselona: İnancıyla, Tutkusuyla, Ruhuyla


Size Avrupa’nın en kısa boy ortalamasına sahip takımının, aynı zamanda kornerden en az gol yiyen takımı olduğunu ve hatta bununla birlikte kornerden en çok gol atan ilk 3 takım içinde olduğunu söylesem bana inanmayabilirsiniz. Ancak hepiniz Barselona’ya inanırsınız. Onları bu denli mükemmel yapan da inanılmazları, inanılır kılmak…

XavIniesta ve Messi’nin yüksek pas oranı ağızların ve kalemlerin balıyla futbol sohbetlerine döküledursun, bendenizin ilgisini Barselona’nın passız felsefeleri daha çok çekmekte.

Dün akşam Hamit’in, Ramos’un, Coentra’nun, (futbol bataklığı) Pepe’nin üzerinden uça uça giden top, Puyol’un uçan alnıyla buluştuğu anda sadece maç değil, aynı zamanda Kral Kupası da, Madrid topraklarından uçmuştu kanımca. Barselona’yı sadece koca bir pas demetinden ibaret gören Mourinho, belli ki yan top dikenlerini budamayı düşünmemiş ya da unutmuştu. Tam rakibi eline aldığını sandığı anda da batan dikenler yüzünü buruşturdu haliyle.


Daha önce yazdığım Barselona-Milan maçı yazısında Barça savunmasının hava topu hadisesinin, başarılarının gizli eli olduğundan bahsetmiştim. Rakip takımlar yerden akamadıkları Barselona kalesini zaman zaman havadan bombalamaya çalışıyorlar. İçeri gönderdikleri ortalar çoğunlukla Pique yerine Puyol’un üzerine doğru iniyor. Mantıklı görünen bu durum aslında büyük bir hata. Carles Puyol her 100 hava mücadelesinin 71’inden “alnının” akıyla çıkıyor. Kendisinden 14 santim daha uzun Pique’ye göre 16 puan daha fazla. Bu üstünlüğü hücumda da bariz bir şekilde, dün akşam da tatbik ettiğimiz üzere, ortada. Rakip savunma Pique ile uğraşırken, kaptan; zamanlama, doğru yere koşu ve zıplama dallarında açık öğretim ihtisas yaptırıyor. Boyu ve yaptıkları ile orantıladığımızda hava toplarında dünyanın en etkili oyuncusu olduğunu söyleyebilirim. En son; Capello’nun yangında ilk kurtarılacak listesinin başındaki Panucci’de bu denli hava komboları izliyorduk. İlginçtir Panucci de kariyerinin ilk safhalarında sağ bek idi.

                                                    NEDEN HAMİT?

Maçtan önce, 11 isme bakarak hocanın kafasında hangi tilkiler hangi istikametlere voltalar atmakta anlayabiliriz. Real Madrid orta sahası 2 kesici (1 kesici, 1 biçici de denebilir), 1 de defansif oyun kurucudan oluşuyordu. Barselona pas sağnağının en şiddetli olduğu orta saha ile savunma arasındaki hatta, Mourinho kalabalıkların şiddetine güveniyordu. Merkezi kuraklaştıran bu düşünce tarzı golü kenarlara bırakmak zorundaydı. Bu nedenle bekler orta saha özellikli oyunculardan oluşmalıydı. Top yapabilen, dikine gidebilen, topu oyuna hızlı sokabilen anlayıştaki ayaklarla, Ronaldo ve Benzema’nın önündeki geniş alanlar Madrid skor tabelasını bereketlendirebilirdi.


Görevini iyi yaptı Hamit Altıntop. Sıkı bir gümrük memuru gibiydi. 12 kez Iniesta ile göğüs göğüse geldi ve bunların 8’inde vize vermedi. Ancak 4 kaçak girişe engel olamadı. Iniesta bu sefer de Casillas ve direklerin ortak operasyonuyla püskürtüldü. 2. golde hata pastasından bir dilim de O’nun payına düştü. Fakat dikkatle incelenirse maç boyunca O’nun yardım çığlıklarına uzak kalan Ronaldo’nun, bu pozisyonda da bomboş Abidal’e koşmak yerine, ters istikamete (anlamsızca) hafif tempo yürümesiyle bu acı pastanın servisine “yardım” ettiği görülmekte. Tabii şef Messi’nin zekâsı creme de la creme lezzetindeydi her zaman olduğu gibi…

                         

                                           KİRLENMEK ÇİRKİNDİR: PEPE

Neler yaptığını anlatacak da, tartışacak da değilim. En nefret ettiğim, en sahada görmek istemediğim futbolcular çukurunu tek başına dolduracak kadar büyük bir bataklık Pepe.
Modern dünya futbolunun Yesiç’i. En güzel duygularımızın katili…

Ciddi anlamda şunu merak ediyorum; soyunma odasında arkadaşları "senin derdin nedir amigo" demiyorlar mı? Mourinho Pepe’yi savunacak mı? Hatta Real Madrid yönetimi bu terbiyesiz adamı hala kulüpte tutacak mı? Butragueno, Hugo Sanchez, Hierro, Raul, Guti, Casillas ile öğrendiğimiz Madrid'in, Pepelerin çizgisinde anılır olmasının da son yıllarda antipatiklik denizinde kulaç atmasının da tek sebebi var. Balık Florentino Perez’den kokuyor. Korkarım yakında Real'in "efendi"leri de bu değişimden nasibini alacak. Xabi Alonso dün bunun sinyallerini verdi. Bilirsiniz, tüm renkler hızla kirlenirken birincilik beyazın olmuştur her zaman. Bu kir Casillas’a ulaşmadan Bernabeu’da “Yeter Florentino Perez Yeter” sesleri duyarız umarım. 


                                                 VE BARSELONA

Herşeyin bir fiyatının olduğu, hiçbirşeyin bir değerinin olmadığı günlerdeyiz. Arap Şeyhleri, Rus Milyarderleri ile kurumsal bir sektör kadar renkli ve insancıl bir palyaçoya dönüşmekte futbol. Çoğu zaman sıkıntı kıskacının tuttuğu ruhumuz maçı ancak gözleriyle takip ediyor. Çünkü aklımız mekanize bir kas yığınını izleyip sindirmeyi kabul etmiyor.

Böyle bir dönemde, böyle bir piyasada, paranın satın alamayacağı ruhlarla, futbola anlam katan bir Barselona olduğu için dünya futbolunun ne kadar şanslı olduğu gelecek nesiller anlatacak. Çünkü bugünden yarının futbolunu oynayan Barselona, ölmeye yüz tutan futbola yarın bir nefes daha hayat verecek.

Yakup Sabri İNANKUR


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...