Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2013 Pazar

Masanın Üstüne Çıkıp Tepinin


Savunulacak bir tarafı olmayan davranışları / işleri / olguları sırf "bizimkiler" yaptı diye ölümüne savunanların çirkin ve yalnız ülkesi. Demirörenler, Yıldırımlar, Terimler, Şenerler,Adalılar mahvetmiyor futbolu. Biz yapıyoruz. Bu adamların kıçında, her bokunu "destekleyen" biziz. Adaleti değil menfaati seçen biziz. Ne zaman kirli bir çamaşır fırlasa sepetimizden "ama sizde de..."cümleleri kuran da biziz. 

Temiz futbol mu? Bunu söyleyen kulüp yöneticileri yalancıdır:

Penaltınız mı verilmedi, ofsayttan gol mü yediniz, hakem odası basabilirsiniz. Kesmedi mi? Basın mensuplarını toplayıp, slayt gösterileri yapabilisiniz. Yetmedi mi? Hakemin üstüne yürüyün. Çünkü arkanızda milyonlar var. Sizleri körlemesine, çirkefliğin sınırlarına dahi tecavüz ederek destekleyecek milyonlar var.

Herşey unutulur şampiyonluk kalır bunu da biliyorsunuz. Kapkara paraları bembeyaz yapacak harika planlarınız var. Manejerleriniz zaten kulüplerin kasasının içinden çıkarmıyor ellerini. 

Tam yol gidiyorsunuz çöplerinizi denizlere bıraka bıraka. Medya, derinlerin pisliğini haber yapmayı çoktan bıraktı, sizin yelkenlere üflüyor rüzgârlarını. Üflemeyen varsa da bağlanın programlara verin ayarı.

Yiyin efendiler yiyin. Bu han-ı iştiha sizin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin. Bitirin futbolu, dibini iyice sıyırın.

Boşverin futbolu. Hepiniz kupanızı isteyin. Kalkın makam koltuklarınızdan masanın üstüne çıkıp tepinin!





Yakup Sabri İNANKUR


3 Ekim 2011 Pazartesi

Bu Kez Hagisiz Olacak


Geçtiğimiz sezonun 24. haftasında Ankaragücü’nün başına Mesut Bakkal geçmiş ve ilk maçını Ziya Doğan’ın Konyaspor’u ile oynamıştı. Konya deplasmanında 2-0 kazanan Ankaragücü, o tarihten itibaren ligin en çok gol atan 2. takımı olmuştu.

Sezon başında hücümsever Mesut Bakkal görevi bırakınca yerine hücumsavar Ziya Doğan’ı uygun gören Ankaragücü kurmayları lige mağlup başlamış oldular böylece. 3 ay boyunca gol atmaya alışmış bir takımı, ilk felsefesi rakibi bozmak olan bir hocaya devredince, doğal olarak takım bozuldu. Üzerine Sapara’nın şefliği, Vittek’in bitiriciliği Ankara’yı terk-i diyar eyleyince zaten kadro sıkıntısı çeken Doğan’ın alternatifleri de kısıtlandı. Elindeki tek gol tetiği geçtiğimiz sezonun Bank Asya mucizesi Mersin İdman Yurdu’nun sol açığı Tonia Tisdell’i Gökhan Zan’ın üzerine sürmekten başka çözüm de yoktu. Raynoch-Hürriyet ile Galatasaray orta sahasına çomak sokmak isterken, 20 dakikada skor 2-0 olunca çomaklar 70 dakika işsiz ve atıl kalıyor haliyle. 

2000 ruhuna beden bulmaya çalışan Fatih Terim, Okan-Emre-Suat zırhını, Melo-Engin-Selçuk’a teslim etti. Selçuk İnan şu haliyle Galatasaray’ın beyni. Sağındaki Melo, daha sağındaki Sabri (ya da Eboue) ile Okan-Ümit efektini de yakalamış durumda. Felipe Melo %86 isabetli pasla ligin en zarif pitbullu zaten. Engin Baytar’ın (umarız sadece futbol anlamında) Emreleşmesi tamamlandığında işlerin yolunda gitmesi için bu sefer bir Hagi’ye ihtiyaç olmayacak.

Engin Baytar’ın kendini / kafasını vermesi, Galatasaray’ın pozisyon bulma frekansını arttırdığı gibi, Riera ve Kazım’ın savunmaya (en azından alan savunmasına) daha fazla vakit ayırmasına neden oluyor. Bunun örneğini hafta içinde Stoke City karşısındaki Beşiktaş’ta görmüştük. Necip-Fernandes’in konsantrasyonu ve orta sahaya hakimiyeti Quaresma ve Simao’nun daha etkili savunma yapmasına neden olmuştu.

Kenar forvetlerin savunma iştahı beklerin performansını arttırır. Hakan Balta’nın ve Sabri Sarıoğlu’nun toplam top çalma oranının (7) tüm takımın neredeyse yarısı (16) olması bu etkinliğin sayısal ifadesi.

Fatih Terim; “Milli Takım-Galatasaray-Milan-Galatasaray-Milli Takım” ile kariyerinde ters parabolik bir trende sahip. Şimdi yine Galatasaray ile fiziken yeniden çıkışa geçti. Ancak bundan da önemlisi ruhen çıkışa geçmiş olması. Terim kendi kendisiyle rekabet halinde. 3. Terim’in, 1. Terim’den daha başarılı olmasını istiyor. 1.Terim’in gölgesinden çıkmak ve aynı zamanda 1. Terim’i de Hagi’nin gölgesinden çıkarmak istiyor.

Bu nedenle Galatasaray’da mentalite anlamında bir 10 numara yok. Bu nedenle 10 numaranın sahibi Felipe, -bir önceki dönemin aksine- koşan, ısıran bir Felipe.

Terim’in kafasında tek bir şey var. Ne olacaksa –iyi ya da kötü- bu kez Hagi’siz olacak.   

4 Eylül 2010 Cumartesi

Galatasaray'ın Derdi, Beni Gerdi!



Galatasaraylı için başarı, rakiplerine göre farklı bir kavramdır. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin en çok kupa kazanan takımıdır. Her insan gibi her takımın da bir karakteri vardır. Galatasaray’ın da kupayla yoğrulmuş bir düşünce sistemi vardır. Vizyonu her zaman daha geniştir, daha büyük düşünür ve dolayısıyla batıya açılan penceredir.

Bu nedenle Galatasaray’ın ısrarlı olarak geçmişte takılıp kalması, kendini iyi ya da kötü niyetli eleştiren herkese ve/veya Galatasaray’ın aleyhine olan her olayda “Benim UEFA Kupam var, pışşıııkk” yaparak sorunları kırık kupanın altına süpürmesi, anlamsızdır, Galatasaray’ın karakterine terstir.

Ve temel sorun da budur.

Galatasaray ve Galatasaraylı, karakterine ters düşen düşünceler ve icraatlar girdabına düştüğü için başarısız olmaktadır. Ve en fenası da bunun farkında olmamasıdır.

Çünkü baktığın zaman büyük isimler alınmıştır. Galatasaraylı’yı yanıltan da budur. Halbuki büyük isim farklıdır, “büyük düşünen” yıldız farklıdır.

Bazıları eleştiriyor Keita’nın gidişini. Keita bu yaşında Katar’ı tercih ediyorsa, zaten Galatasaray’ın oyuncusu değildir. Galatasaray’a hayırlı olmuştur.

1990lı yıllarda Fatih Terim, Türk Futbolu’nu Avrupa’da zirveye çıkarmayı hedefleyen, kişisel kariyerini de İtalya olarak koymuş olan bir insandır. Hagi, Ilie, Popescu,Filipescu gibi Rumenleri getirmiştir.2002 yılında gelen Fatih Terim kimsenin kendisini eleştiremeyeceğini savunan, Petre, Bratu, Tamaş gibi Rumenleri aldıran Fatih Terim’dir.

Galatasaray sakat sakat oynayan Cüneyt Tanman’dır, Bülent Korkmaz’dır, ota boha sakatlanan Gökhan Zan değil.

Herkesin nasıl olacak dediği anda 35 metreden topu köşeye çivileyen Prekazi’dir, Büyük Savaş’tır, Keita değil, Jo hiç değil.

Gerektiğinde stoper oynayan yine yıldız olan Kewell’dır, yıldız olmak için tüm takımın O’na oynamasını bekleyen Elano değil.

Şimdi Galatasaray’ın önünde müthiş fırsatlar var. Emre Çolaklı, Berkin Arslanlı yeni bir nesil ve gıcır gıcır bir stad var. Galatasaray’ın kendi karakterini hatırlayıp kendi felsefesine uygun biçimde geleceğe bakabilme ve büyük düşünebilme şansı var. Doğru kararlarla 2-3 sene içerisinde yeni stadıyla ve jenerasyonuyla, yükseklere koyduğu, ancak 10 yıldır kendisinin bile yaklaşamadığı çıtasını, bir yukarı bareme koyabilir.

Galatasaray’ın sorunu Rijkaard değildir, Gökhan Zan değildir, Sabri, Serdar Özkan, Ayhan değildir, somon renkli forma değildir.

Galatasaray’ın en büyük sorunu, büyük düşündüğünü düşünen yönetimdir ve bunları göremeyenlerdir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...