Avrupa Fatihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Fatihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2011 Cumartesi

Avrupa Maçında Rakibi Destekleme Muhabbeti...

Eskiden Avrupa'da bir Türk takımı maça çıkarken, o gün herkes o takımlı olurdu. Prekazi'nin Monaco'ya attığı füzede tura çıkmış, Sigma maçından sonra ağlamış bir Beşiktaşlıyım ben. Ta ki Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona ile karşılaşacağı maç öncesi Fenerbahçe yöneticisi Ömer Çavuşoğlu Galatasaray bayrağının ortasını delip, içinden yumruğunu geçirince ve "barseeeloonaaa" diye tezahürat yapınca başladı bu muhabbet. Sonra Galatasaray kulübü "kızımız Fener Cannes'da meşhur oldu" diye pankart astı Ali Sami Yen'e, olay koptu. Daha sonra o bana bunu yapmıştı, öbürü saçımı çekti, beriki tükürdü şeklinde çocuk kavgasına döndü. Benim için PAOK'u desteklemenin saçmalığı Liverpoollu'dan çok Liverpool ile "hala" gurur duyan Fenerbehçeli'nin saçmalığı kadardır. Kimse tabii başkasını tutmak zorunda değil. Yeni nesil taraftar profilinden de bunu bekleyemem zaten. Ama bu olaylara hep "onlar bize şunu yaptı" mantığında haklı çıkma çalışmaları da aynı oranda sonuçsuz. Hepsi yapıyor bunu. Hepsi de aynı!

Ben hala Türk takımları Avrupa Arenasındayken desteklemeye devam ediyorum, bunu yapmayanlara da saygı duyarak...

Ya da duymayarak.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Galatasaray'ın Derdi, Beni Gerdi!



Galatasaraylı için başarı, rakiplerine göre farklı bir kavramdır. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin en çok kupa kazanan takımıdır. Her insan gibi her takımın da bir karakteri vardır. Galatasaray’ın da kupayla yoğrulmuş bir düşünce sistemi vardır. Vizyonu her zaman daha geniştir, daha büyük düşünür ve dolayısıyla batıya açılan penceredir.

Bu nedenle Galatasaray’ın ısrarlı olarak geçmişte takılıp kalması, kendini iyi ya da kötü niyetli eleştiren herkese ve/veya Galatasaray’ın aleyhine olan her olayda “Benim UEFA Kupam var, pışşıııkk” yaparak sorunları kırık kupanın altına süpürmesi, anlamsızdır, Galatasaray’ın karakterine terstir.

Ve temel sorun da budur.

Galatasaray ve Galatasaraylı, karakterine ters düşen düşünceler ve icraatlar girdabına düştüğü için başarısız olmaktadır. Ve en fenası da bunun farkında olmamasıdır.

Çünkü baktığın zaman büyük isimler alınmıştır. Galatasaraylı’yı yanıltan da budur. Halbuki büyük isim farklıdır, “büyük düşünen” yıldız farklıdır.

Bazıları eleştiriyor Keita’nın gidişini. Keita bu yaşında Katar’ı tercih ediyorsa, zaten Galatasaray’ın oyuncusu değildir. Galatasaray’a hayırlı olmuştur.

1990lı yıllarda Fatih Terim, Türk Futbolu’nu Avrupa’da zirveye çıkarmayı hedefleyen, kişisel kariyerini de İtalya olarak koymuş olan bir insandır. Hagi, Ilie, Popescu,Filipescu gibi Rumenleri getirmiştir.2002 yılında gelen Fatih Terim kimsenin kendisini eleştiremeyeceğini savunan, Petre, Bratu, Tamaş gibi Rumenleri aldıran Fatih Terim’dir.

Galatasaray sakat sakat oynayan Cüneyt Tanman’dır, Bülent Korkmaz’dır, ota boha sakatlanan Gökhan Zan değil.

Herkesin nasıl olacak dediği anda 35 metreden topu köşeye çivileyen Prekazi’dir, Büyük Savaş’tır, Keita değil, Jo hiç değil.

Gerektiğinde stoper oynayan yine yıldız olan Kewell’dır, yıldız olmak için tüm takımın O’na oynamasını bekleyen Elano değil.

Şimdi Galatasaray’ın önünde müthiş fırsatlar var. Emre Çolaklı, Berkin Arslanlı yeni bir nesil ve gıcır gıcır bir stad var. Galatasaray’ın kendi karakterini hatırlayıp kendi felsefesine uygun biçimde geleceğe bakabilme ve büyük düşünebilme şansı var. Doğru kararlarla 2-3 sene içerisinde yeni stadıyla ve jenerasyonuyla, yükseklere koyduğu, ancak 10 yıldır kendisinin bile yaklaşamadığı çıtasını, bir yukarı bareme koyabilir.

Galatasaray’ın sorunu Rijkaard değildir, Gökhan Zan değildir, Sabri, Serdar Özkan, Ayhan değildir, somon renkli forma değildir.

Galatasaray’ın en büyük sorunu, büyük düşündüğünü düşünen yönetimdir ve bunları göremeyenlerdir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...