kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2011 Cuma

Yatmayan İ.B.B



Yatmayan İ.B.B

Tarihindeki en büyük başarısı geçen seneki Avrupa Ligi Finalistliği. Kadrosunda Hugo Viana, Nuno Valente, Nuno Gomes gibi Portekiz Futbolu’nun yıllanmış dama taşları var.

Takım olarak topun arkasında bekliyorlar, orta saha ile ceza sahası arasını kalabalık tutup, kaptıkları toplarla (özellikle Lima’nın koşu yoluna)derin paslar yapıp 3-4 saniye içerisinde gol pozisyonuna girebiliyorlar. Bu nedenle deplasmanlarda daha başarılılar.

Stil olarak İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a benziyorlar, ama yatmayanı. Yatmayan bir Büyükşehir Belediye’yi Beşiktaş’ın eleyeceğinden kuşkum yok. Sonuçta Portekiz Güzel Sanatlar Akademisi’nin 2 ekibi karşılacak ve Beşiktaş’ın sanatçıları daha estetik eserler sunabiliyor!


Hız Ve Manevra Şart

Trabzonspor’un kura şanssızlığı devam ediyor. 21 lig, 1 UEFA, 1 Şampiyon Kulüpler Kupası sahibi tarihsel bir futbol deviyle eşleşmek ilk etapta üzücü. Fakat CV’si PSV kadar parlak olmayan Trbazonspor’un, Inter’in fiyakasını bozduğunu unutmayalım.

Rakip sahaya yerleşme odaklı bir oyun yapısına sahip Hollanda ekibi. Engelaar, Toivonen ve Stroman’ın yüksek pas yüzdesiyle bunu başarıyorlar. 3. Bölgeyi kuşattıktan sonra her şekilde golü deniyorlar. Araya oynuyorlar, havadan oynuyorlar, şut atıyorlar…

Bunu engellemek için orta sahada seri, kısa paslarla sürekli oyunun yönünü değiştiren bir yapıda olmalı Trabzonspor. Amiyane tabirle topu bir oraya, bir buraya gezdirmeli. Disiplinden kolay kopuyorlar. Gruptaki tek puan kaybını Hapoel Tel Aviv önünde yaşamalarının sebebi buydu. Üstelik de kendi evlerinde rakip 10 kişiyken

Her 2 takımımızı da bir üst turda görmek dileğiyle…


Yakup Sabri İNANKUR


14 Aralık 2011 Çarşamba

Son Tango (Stoke City Maçı Öncesi)


Maç öncesi yazmaları sevmem esasen. Ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın, bir kendini beğenmişlik havası, bir ahkâm kesme, bir icazet verme havası solurum. Mantık bronşlarım yanar. Halbuki maçtan önce en futbol arkadaşlarınızla ağızlardan akıttığınız balları yazı nizamına sokmaktan başka bir şey değildir en nihayetinde. Utangaçlık şemsiyemi bir erdem kalkanıymışçasına açıp,  kendimi yanlış birşeyden koruyor gibi hissetmek ve hissettirmekten bugün vazgeçmeye karar verdim. Sorular üzerine düşüncelerimi derleyip, toplayıp, katlayıp önünüze getirmek istedim.

Rakip sadece güçten ve boydan ibaretse 2 şekilde yenebilirsiniz; ya ondan daha güçlü ve uzun bir takımla ya da seri kısa paslarla, hızlı oynayan bir takımla. Beşiktaş ilki değil (zaten dünyada Stoke City'den daha boylu poslu bir takım yok) ancak ikincisi pekala olabilir. 

Stoke City'nin deplasmanlardaki kötü karnesi malum. Topla oynama oranları %40'larda seyrediyor ve tek silahları ceza sahasına gönderdikleri yüksek toplar. Topun kontrolü Beşiktaş'ta olacak. Tabii orta sahada top gezdirince gol olmuyor. Bu gece yoktan gol vareden Quaresma olmayacağı için, araya atılan toplar ve forvetlerin boşluklara sızabilen bir yapıda olması, golü getirebilir. Almeida'dan ziyade Holosko-Pektemek ikilisinin daha verimli olacağı kanısındayım. 

İngiliz ekibinin ataklarının neredeyse yarısı (%42'si) sağ kanattan gelişiyor. Türkiye'nin en çok top çalan oyuncusu İsmail Köybaşı için bunun sorun olacağını sanmıyorum. 

Beşiktaş ve Beşiktaş Tribünleri Avrupa maçlarında daha başka oluyor. Tahliyelerin moraliyle bu akşam daha da başka olacaktır.

Bir de bütün bunların üzerine Teknik Direktör Pulis'in yedek kadroyla çıkacağı açıklamasını koyalım.

Beşiktaş kaybetmez.

Kazanması için ise hızın yanına yüksek tempo fitilini ateşlemeli. Ivan Dragoları mağlup edebilmek için çevresinde dans etmemiz gerektiğini biliyoruz. Beşiktaş İngiltere’de güzel bir vals sunmuştu izleyenlere, şimdi sıra son tangoda.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...