Christoph Daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Christoph Daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2011 Perşembe

GALATASARAY’IN YENİ HOCASI HAYIRLI OLSUN!


Bir adamın rüyası, diğerinin kâbusudur. Nihayetinde organik temelliyiz. Rekabet genlerimizde var. En sosyalistimiz bile en başında milyonlarca kardeşini geride bırakmıştır, yaşama hakkı için…

Bir koltuk; üzerinde sağlam oturan birini taşıyorsa, onu arzulayan başkası için kâbustur. Ne vakit üzerindeki kamburlaşmaya, tutunamamaya başlar, o zaman kâbuslar taraf değiştirir.

Hagi’nin, sadece protestoları kısa vadede önlemek, taraftarı susturmak için göreve getirildiğini, Hagi de, oyuncular da, taraftar da, krizde olan Rumen ekonomisi de biliyor. Böyle bir ortamda geleceğe yönelik hiçbir proje ya da plan olmaz, hedef de olmaz (hoş, normal şartlarda da yok). Hedef olmayınca koltuk sahibi koltuğun kenarlarını iki eliyle tutmaya başlar. Bu, ya kalkmamak için sıkı sıkıya yapışmak, ya da kenarlardan güç alıp, hızlıca kalkıp gitmek içindir. Hagi’nin ikinci durumu yapacağını sanıyorum.

Bundan sonra Galatasaray yönetimi; önce Mustafa Denizli ile görüşecek, hayır yanıtı alacağını bile bile…

Sonra Fatih Terimle anlaşamayacaklar…

Ve bu iş Daumla son bulacak.

Siz benim gelecek zamanlı fiilerime bakmayın, “tahminlerim” büyük ihtimal güzel Türkçemizin di’li geçmiş zaman örneklerinden oldu bile…

Artık geriye klişe…(klişe de değil, klişe biraz sevimli kaçıyor…bayat diyelim biz) bayat Daum tanımlamalı basın toplantısı kaldı bir tek; açılış cümlesi “Türkiye’yi tanıyan…” olanından…

Zaten en büyük sorun bu! Daum’un Türkiye’yi tanıması! Adam bu ülkede uzun vadeli hiçbir iş olmayacağını biliyor. Güzellik, zerafet, plan, program yerine her yolun mübah olduğunu da biliyor. Şampiyon olduktan sonra nasıl olduğunun önemli olmadığını da biliyor. Daha da ilginci; Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra Trabzonspor’un, Bursaspor’un kriz dönemlerinde de adının ilk sırada olacağını biliyor. Bol tazminatlı milyonluk sözleşmelerin önüne geleceğini de biliyor…

Çünkü Türkiye’yi tanıyor.

Galatasaraylılar ilginç Brezilyalı ve/veya yaşlı Alman transferleriyle sezona umutlu girecek. Köşe vuruşlarında ön direkte duran stoperin arkaya aşırtmasını, arka direğe hareketlenen Brezilyalı stoperin kafa golünü bekleyecekler.

Zaten 5 senedir Avrupa Fatihi lakabını ceviz sandığa kapamışlardı, “erken” elenmeyi umursamayacaklar. Derbi maçlarda yarım forvetle “dahiyane” bir sonuç bekleyecekler. Rakiplerin sürpriz puan kayıpları (Samsun, Antep, Antalya) sonucu şampiyon olacaklar.

Ancak Türkiye’nin garp penceresi Galatasaray 1 adım ilerleyemeyecek.

Bir sonraki sezon Atatürk Havaalanında kimsenin vedalaşmayacağı Daum, 7 haneli “çalışmama” parasını çoktan almışken, asıl koltuk sahipleri pembe düşlerle geriye yaslanmaya devam edecekler. Bu durumda kâbuslar, taraftara kalacak…

“Ben demiştim demeyi sevmem” diyenleri sevmem. Samimiyetsizdir bu. Haklı çıkmak her insanın hoşuna gider. Bunun takdir edilmesi, en azından hakkının verilmesi keza aynı şekilde bıyık altına gülümsemeyi yerleştirir.

Daha önce söylemiştim (http://olefutbol.blogspot.com/2010/09/i-will-be-back.html), yine söylüyorum; Temmuz 2011 itibariyle; Galatasaray’ın yeni teknik direktörü Christoph Daum, ülkemizin yeni spor bakanı Hakan Şükür hayırlı olsun.


18 Ekim 2010 Pazartesi

Hayatın Tekrarları

Geleceğe Dönüş serilerini, Tosun Paşa’yı, en az 50 kez izlemişimdir. Her izlediğimde de zevk alırım, gülerim, eğlenirim. 2-3 senede bir Sherlock Holmes serilerini okumaya mutlaka başlarım, keyif alırım. Hala Michael Jackson dinlerim döndüre döndüre, oradan Barış Manço’ya geçerim mutlu olurum. Bursaspor-Kalsruhe maçını, Kamerun-İngiltere çeyrek Finalini, Milan-Barcelona 1994 finalini, Baggio’nun kaçırdığını penaltı anını, Prekazi’nin Monaco’yu yıkışını, Sergen’in Cudicini’yi zıplatmasını nerede görsem sanki ilk defa yaşıyormuş gibi heyecanlanırım.

Üstteki paragraftaki fiilleri bu paragrafa aktaralım; “zevk almak, gülmek, eğlenmek, keyif almak, mutlu olmak ve heyecanlanmak”. Bu fiiler sabittir, çünkü olaylar sabittir. Cudicini sürekli zıplamakta, Savicevic sihirli sol ayağının içiyle tuvale son fırçayı vurmaktadır. Marty McFly ise geleceğini daha iyi yazabilmek için hayalini sıkça kurduğumuz şekilde geçmişinde ince ayar yapmak üzere tam gaz gitmektedir. Peki bu fiilleri Fatih Terim, Christoph Daum yeniden vizyona girdiğinde hissedebilir misiniz? Bu ülkede İmparator Fatih Terim, Ekselansları Christoph Daum veya Arşidük Yılmaz Vural’dan başka hoca yok mudur? Ya da her seferinde felaketi durdurabilecek tek süper kahraman edasıyla çağrılan bu isimlerin yine aynı çığlıklar tarafından felaketlerin tek sorumlusu olarak gönderilmesi hala kulüp yöneticileri ve/veya başkanlarının rotalarına nasıl yön verir? Taş ile suyun savaşını, en sonunda suyun kazancağının en popüler örneği Alex Ferguson’dan sürekli olarak bahsedilen bir ortamda, sabreden derviş muradına ermiş kültürünün yanına virgülü koyup “nah ermiş çatlayıp da gebermiş” tümcesi konduranlar 100 küsür yıllık kulüplerin geleceğinde söz sahibi olduğu sürece aynı filmlerin ikinci, üçüncü serilerini izlemeye mahkumuz. Ama çoğunlukla olduğu gibi “gişe amacıyla talep üzerine çekilen” devam filmleri aynı heyecanı, tadı vermez, aynı derecede başarılı da olmaz .

Biten bir ilişkiden daha mutsuz, daha iç karartıcı, daha yaralayıcı olan şey aynı ilişkinin yeniden başlayıp bir kez daha bitmesidir. Üstelik ilk seferin sonundaki hüzün ve beraberindeki saygı, çoğu kez yeniden filizlenen bu ikinci filmin bir “Eşkıya” sonu darbesiyle yerle bir olması ve ortada kan kaybından ölen bir sevgi cesedi bırakmaksıyla sonuçlanır.

29 Eylül 2010 Çarşamba

I WILL BE BACK!

Arnıld hava civa, Aragorn hikaye! Efsane geri dönüyor. Daum’un Günlükleri 5lemesi!

Radyospor’a konuşan eski (2) Beşiktaş ve (2) Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum “Fenerbahçe taraftarı için yapabileceğim ne varsa bunu her zaman yapacağım” dedi. Fenerbahçeliler adına konuşmak haddim değil ama, yapabileceği en iyi şey, milyonlarca insanın burnundan gelen yaz tatili için, çalışmadan aldığı 2 senelik tazminatı tazminat olarak ödemesi olabilir. Gerçi herkese bir çay parası düşüyor, ama en azından çay harareti alır!

Yıldırımlı havalarda herşey mümkün olabilse de, Daum’un Fenerbahçe ve Beşiktaş’a bir daha dönebilmesinin zor olduğunu düşünüyorum.

Röportajın devamında bundan 1,5 ay önce Galatasaray- dan teklif alıp almadığının sorulması üzerine “Ben asla bu konuda konuşmam; çünkü bu çok özel bir konu” diyen Alman teknik adam, “Bir gün Türkiye’ye teknik direktör olarak dönecek misiniz?” sorusuna ise, “Her nasıl olursa olsun mükemmel bir zamanda tekrar Türkiye’ye döneceğime eminim” cevabını verdi.

Tercüman yanlışlıklarını sıkça yaşadığımız günlerde, zayıf Almancamla ben doğru çevirisini yapayım. “Büyüklerden biri teknik direktör krizine girdiği mükemmel bir zamanda –ki buna en yakın Galatasaray duruyor- başında en az 2 olan 7 haneli, bol tazminat soslu bir sözleşmeyle geri geleceğim.”

Akıllı adamdır Herr Daum. Geri döneceğine en az Hakan Şükür’ün Spor Bakanı olacağına emin olduğum kadar eminim.

Şimdiden “hayır”lı olsun

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...