Andres Iniesta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Andres Iniesta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2012 Salı

Berlin Duvarı


Final maçlarının sayıları yoktur, hikayeleri vardır. Fabio Cannavaro çok değil 4 yıl önce henüz İspanya Avrupa Şampiyonu ve Dünya Şampiyonu ve yine Avrupa Şampiyonu değilken şöyle demişti: “İspanyollar güzel futbol oynuyor evet, ama biz savunmayı sağlam tutuyoruz. Bu yüzden bizim 4 dünya kupamız var” Lakabı Berlin Duvarı olan efsane bir oyuncunun bakış açısı böyleydi ve doğruydu. 

Bu argümana karşı çıkamazdınız. Dünya kupalarında İspanyollar bırakın kupayı, boşverin finali, dünya üçüncülüğü bile olmayan “büyük” bir futbol ülkesiydi. Grup maçlarında fırtınalar estirir, rakipleri iki seksen yere uzatırlardı, çeyrek finalde nefesleri kesilir ve sıcak İspanya sahillerinde bir sonraki sezona kulaç atarlardı. Saymadım ama turnuvaların en çok çeyrek final oynayan takımının İspanya olduğuna yemin edebilirim.

Sanki tarih onların etrafında ağır ağır hareket ediyor gibiydi. Diğer büyük futbol ülkeleri finaller oynamaya, ara sıra kupa kaldırmaya devam ederken, her turnuva nazarlık olarak küçük futbol ülkeleri arasından bir sürpriz takım imal ediyordu. Biz bile tarihimizin ilk dünya kupasını onlarla oynadıktan sonra gördük. Çok sonra dünya üçüncülüğü gördük, İsveç gibi, Polonya gibi, Hırvatistan gibi... Avrupa, kendine şampiyon olarak Danimarka’yı, Yunanistan’ı dahi seçti onlar güzel oynamaya çalışırken.

İngiltere’nin son büyük golcüsü Alan Shearer henüz İspanya Avrupa Şampiyonu ve Dünya Şampiyonu ve yine Avrupa Şampiyonu değilken 2008’de dolu dizgin ve lider giden Arsenal için ; ”O kadar güzel futbol oynuyorlar ki, şampiyon olmaları mümkün değil” demişti. Futbolunu fiziksel bir harçla karıştırmayan, sağlam bir savunma duvarı öremeyen kazanamıyordu. Yanlış anlaşılmasın! Savunma oyuncularının cansiperane kafa-göz koordinasyonuyla daldığı toplar, adına kilit denen ve rakibin futbolunu askıya alan sistemleri izlemekten şikayetim yoktu. Bilakis hoşlanıyordum. Hatta yeni yakın “İspanya modadır, İtalya gelenek” diye yazıp satırlarını göğün mavisiyle boyayan benim. Ancak futbol güzel oyunsa, güzel futbol oynayan nasıl kazanamaz bilemiyordum. 


Barselona’nın, İspanya’nın yaptığı devrim budur. Bu bildiğimiz soyut, somut tüm manalarda devrimdir. Sahada kas yığını herküller isteyen çağa karşı romantik bir isyan oldular hep. Neredeyse yarım asır sebat ettiler. En sonunda kilitleri bozdular. Savunma duvarlarındaki küçük deliklerden narince kayıp tabelayı da istedikleri şekle getiriyorlar. Artık güzel oynayanlar kazanıyor. Hatta bunun bir ötesine geçtiler; artık kazanmak için güzel oynamalısınız. Düşünün bir İtalya-İspanya maçında 2 “İtalyan” oyuncu sakatlanıp çıktı. Normalde tersini izlerdik, darbeye bağlı olarak. Yüksek tempolu pasla rakibi yorup, güçten düşürmek, futbolu yumuşatarak sertleştirmek geçen yüzyılın tüm futbol felsefelerini yıktı. Euro-2012 İtalya’sı hangimizin hoşuna gitmedi?  Keza Almanya da değişti. Avrupa futbol devleri İspanyol lokomotifine takıldılar. Hollanda ters yönden gitmeye çalıştı, raydan çıktı.

Bizler nasıl Schiaffino’yu, Di Stefano’yu, Fontaine’i, Yashin’i, Pele’yi, Cruijff’u kitaplardan okuyup, büyüklerden dinleyip, hiç izlemeden sevdiysek, kahramanlaştırdıysak 10 yıl, 20 yıl, yarım asır sonra, çocuklar Iniesta’nın, Casillas’ın, Xavi’nin, Puyol’un cenk hikayelerinden ilham alacaklar. Belki “İspanya gelenek, falanca modadır” diye iddialı cümleler yazacaklar. Hiç kuşku yok ki; 21. yüzyıl, 20. yüzyılın insana sunduğu herşeyi reddecek. Yeni hikayeler yazılacak, yeni gelenekler yerleşecek. Bununla birlikte biz onlardan, çocuklarımızdan şanslıyız. Şanslıyız; tarihin en iyi futbol takımını sindire sindire izliyoruz. Pazar akşamı –tabeladan bağımsız olarak söylüyorum- dünya açık bir şekilde gördü ki; İspanya istediğinde / odaklandığında her takımı yener.

Cannavaro ve yoldaşlarına kupalar kazandıran anlayış artık Berlin Duvarı gibi yıkıldı.

Bu hikayenin sonunu da Xavi yazdı: “Diyelim ki sıkıcıyız ama kazanıyoruz. Kazanmaktan sıkılmıyoruz” 

Yakup Sabri İNANKUR

26 Haziran 2012 Salı

Andres Inibasa


Görüntü çok hoş, benzetme de öyle. “Sen beni emekli edeceksin, ama Andres ikimizi de emekli edecek” demişti Pep Guardiola, Xavi’ye. Hanedanlık ağacında O’nu Guardiola’nın, ardından Xavi’nin arkasına koyarlar. Belki öyle yetiştirildi belki de Barselona’nın “el verme” ananesi için öylesi uygundu. Bu ezber bana gore değil. Benim için O; oyuntarzıyla, kişiliğiyle ve ışığıyla Jose Mari Baquero klanının son mohikanı. Modern futbol; Xavi, Mesut ya da Gerrard talep ediyor. Üçüne dokunabilen kaç oyuncu kaldı?

Bojan Krkiç O’nun “utangaç, çok utangaç” olduğunu anlatıyor. Sahada bile öne çıkmak istemeyen bir yapısı var. Kendisine hiçbir zaman lider dememiş ve takım arkadaşı Victor Valdes’e gore “lider diye çağrılmaktan” hoşlanmıyor. Bununla birlikte oyun stili ve aurası onu sahanın lideri yapıyor. Bu liderlik Cristiano Ronaldo’nun, Hagi’nin, İbrahimoviç’in yahut Cantona’nın yönetim şeklinden farklı. Teşbihte hata olmaz; tek adam ve çevresinde havarileri şeklinde bir diktatörlük değil, futbolseverin, taraftarın, takım arkadaşlarının tümünün sevgisini ve saygısını kazanmış  bir lider o. Iniesta’yı sevmeyen birini gördünüz mü?  

Messi dünyanın tartışmasız en iyi futbolcusu, Barselona’nın en iyi futbolcusu ise Iniesta. Messisiz Iniesta ile Iniestasız Messi arasındaki farklar bana öyle söylüyor.

En sevdiğim yanı da; ne ikoncan saçları, ne “tarz” vuruşları var, ne de koluna, bacağına, kafasına, taktığı, koyduğu, yapıştırdığı, O’nu formadan farklılaştıran bir işaret taşıyor. Temiz yüzlü bir adam, sade bir oyun, hepsi bu. Kendini ayırmadan, diğerlerinden ayrılmak kadar etkili ve asil olan yok. Beethoven “Bütün mesele büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır” demişti, Iniesta kadar bu tanıma uyan az sanatçı var.

Yukarıdaki fotoğraf aklımıza elbette Diego Armando’yu getirdi. Maradona mı, falanca mı diye bir soru kalıbı varsa o kalıba en sağlam uyan şu an için Iniesta’dan başkası değil. 

Sadece öyle görünmüyor, gerçekten öyle!

Yakup Sabri İNANKUR

3 Mart 2012 Cumartesi

Casillas veya Iniesta Sizden İmza İstese?

Sıradan bir günde birden karşısınıza Iker Casillas veya Andres Iniesta çıksa ne yaparsınız? Vücut refleksi komutayı devralır. Şaşkınlık, gülümseme, kekeme kelimeler... Ardından beyin görevi devralır; imza, resim ve sıkı bir kucaklama emri verir vücuda.

Peki sıradan bir günde birden karşısınıza çıkan Iker  Casillas veya Andres Iniesta sizden imza istese, elini omzunuza koyup cebinden çıkardığı telefona gülümsemenizi istese, hatta önünüzde diz çöküp size hayran olduğunu söylese...

Paralel bir evrende olmaktadır belki.

La Liga'nın  sponsoru BBVA'nın yeni reklamı İspanya'yı tersine döndürmeyi hedeflemiş. Ortaya hoş görüntüler çıkmış. 

14 Haziran 2010 Pazartesi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...