30 Eylül 2011 Cuma
Herkes Dersini Öğrenecek
16 Eylül 2011 Cuma
Cruijff Beğendi, Biz de Beğendik
Yakup Sabri İNANKUR
19 Ağustos 2011 Cuma
Yeni Beşiktaş
Futbol matematiği, 280 milyon avroluk takımınızın, 10 da 1’i değerindeki rakibine karşı sizi favori yapar. Ancak futbol dinamiği favori olmanın, kazanan demek olmadığını söyler. Tüm futbol kamuoyu Beşiktaş için kolay bir maç olacağında hemfikirken, son 1 hafta neredeyse hergünü Carlos Carvalhal’ın maçın zor geçeceği, Alania’nın ciddiye alınması gereken bir rakip olduğu açıklamalarıyla geçirdik.
Bu açıklamaların temelinde “artık kolay takım kalmadı” resmî klişesi yoktu. Carvalhal hep sezon ortasında gelmiş / gönderilmiş bir kariyere sahip. Başka bir sistem devralmanın / bırakmanın sonrasında yaşanacak tüm sıkıntıların farkında.
Beşiktaş yeni bir takım. Bu sezon transfer politikası ise genç gurbetçi odaklıydı. Genç ve yeni bir takımın son 1 senedeki 3. teknik direktörü iseniz, sezonun ilk ciddi maçında rakip kim olursa olsun endişelenmekte haklısınızdır. Elinizdeki emaneti sağ salim teslim edebilmenin stresine de hiç girmeyelim.
Beşiktaş’ın yıllardır büyük bir sorunu var. Hayır, ondan bahsetmiyorum, saha içinde büyük bir sorunu var. Sanıyorum Recep Çetin’den bu yana sağ, Markus Münch’ten bu yana sol, tarafta oynayanlar hep devşirme beklerdi. Asıl mevkisi orta saha ya da defansif orta saha olan oyuncuları mecburiyetten beklere monte etmekle ve bek gibi oynamalarını beklemekle geçti ömür. Hatta şu an Beşiktaş’ın fiili teknik direktörü Tayfur Havutçu dahi, Toschacklı Beşiktaş’ta bir dönem sol bek sorununa çare diye çıkmıştı sahaya.
Schuster’in savunma kurgusu orta saha çizgisine yakındı. Yenilen gollerde hep bu çizginin konumu suçlandı. Stoperler yavaş olduğu için arkaya atılan toplar tehlike yaratıyordu. Aslında bu doğru göründüğü kadar yanlış, hadi biraz yumuşatalım eksik bir yorumdu. Doğru, Schuster’in stoperleri öndeydi ama top kazanmak için (özellikle hava toplarında) rakip yarı saha içlerine kadar prese çıkıyorlardı. Ancak rakip topu kaptığında beklerin duruma geç uyanması ve ters kademedeki beceriksizlikleri Hakan Arıkan’ın yuhalanmasıyla bitiyordu. Antalyaspor maçında Hilbert ve Hakan Arıkan’ın “sen mi, ben mi” bakışmalarının 3. saniyesinde birbirlerine girmesinden doğan gayri meşru gol, son dakikalarda atılan galibiyet golüyle o an için affedildi belki ama yılların sorunu sadece bir sonraki haftaya ötelenmiş oldu.
Havutçu’nun savunma kurgusu ise ceza sahasına yakındı. Belli ki Tayfur Hoca da yenilen goller için savunma çizgisinin yerini suçluyordu. Bu sefer de savunma ve hücum arasındaki mesafe 60 metreye çıktı. Bunun çözümünü uzuuuun toplarda bulan Beşiktaş’ta bu sefer Almeida sürekli kafasını tutarak yere düşerken, orta saha oyuncuları, arada önlerine top düşerse oynamaya çalışıyorlardı. Bekler ise iyice etkisizleşmişti.
Carvalhal bunun ortasını bulmuş gözüküyor. Savunma çizgisi, Schuster-Havutçu arası bir hatta. Ancak asıl devrim savunma çizgisinde değil, savunma yakınlığında. Bekler stoperlere yakın oynadılar. Hatta o kadar yakın ki, Beşiktaş maça 4 stoperle çıktı desek yeridir. Bu nedenle Alania kanatları saçlarını savura savura kenarlardan gelebildiler. Ancak içeri katetmekte zorlandılar. İsmail Köybaşı hayatında ilk kez maçın en çok top çalan adamı oldu. 5 top çalmayla oynayan Köybaşı’nı kim takip etti dersiniz?
4 top çalmayla diğer bek İbrahim Toraman.
En son Mustafa Denizli döneminde sağdan girip sol ayağıyla gol bulan Toraman, dün gece şampiyonluğu getiren o golüne benzer bir pozisyon buldu. 1 asistle de geceyi en iyilerden biri olarak bitirdi.

Tabii bekler orta sahaya bu kadar yardımla gelince, Ernst önstoperlik gömleğini çıkartıp, defansif orta saha zırhını giydi. Orta saha bu kadar baskılı olunca maçın adamı haliyle Fernandes oldu. Temposunu hücuma harcadı. Zaten futbol zekası çok üst düzey bir oyuncu. Dengeli aynı zamanda. Partneri Guti 55 pas denemesinin 47’sini olumlu kullanmış. %85’lik olumlu pas yüzdesi güzel. Ancak o hatalı 8 pasın 3’ü, Beşiktaş kalesinin şık filelerinden çıkabilirdi. Bu haliyle (muhtemelen kondisyona bağlı) konsantrasyon eksikliği sırıttı.
Bekler ne kadar yakınsa uzak forvetler adlarının hakkını vererek o kadar uzaktı. Böylece Beşiktaş top rakipteyken (kanatlar hariç) tüm boş alanlara sahipti. Hücuma kalktığında ise uzak forvetlerin ceza sahasına yaptığı koşular rakip stoperlerin dengesini bozdu. Ya Almeida boş kaldı, ya kenar forvetler, ya da geriden bindiren bekler. Holosko’nun atamadığı kafa golü bu sezon Beşiktaş’ın gireceği pozisyonların fragmanıydı. Özellikle Mustafa Pektemek bu oyunu çok sever. Attığı gollerin hemen hemen yarısını uzak köşeye atılan ani toplara tek vuruş yaparak kaydetti. Bir röportajında kendine Hakan Şükür’ü örnek aldığını söylemişti. En başta da kafa gollerini örnek aldığını son 2 sezon bizzat izledim. Attığı 16 golün 4’ü arka direğe yaptığı koşu sonrasında vurduğu kafa sonucu. Bir kenar forvet için gayet iyi bir yüzde. O nedenle Bebe bu kadar önemliydi. Hızlı, ve kafa vuruşları hedefi bulacak adam lazım bu sistemde. Metin Tekin ve Feyyaz Uçar’dan bu yana bu tarz bir oyuncu yok.
Bu nedenle Carvalhal her basın toplantısını transferle açıp, transferle kapatıyor. Hız ve kafaya sahip bir kenar forvet istiyor.
Yakup Sabri İNANKUR
30 Eylül 2010 Perşembe
Avrupa Ligi Varan-2, Rapid Wien
Türk Futbolu’nun Avrupa'da kulüp düzeyindeki en başarılı sezonları 1999-2000 ve 1988-1989, Rapid Wien’le açılmıştır. Galatasaray 1988’de Şampiyon Kulüpler Kupası ilk turunda kuradan Rapid Wien’i çekince, herkes yeni bir “yenildik, elendik ama ezilmedik” edebiyatına hazırdı. Mustafa Denizli bazılarını gıcık eden meşhur gülüşüyle “Rapid’i eleyeceğiz” dediğinde hassssta falan olmayasın esprisi yeni yeni yapılmaya başlanmıştı. Viyana’da B. Savaş’ın füzesi 2-1 gibi umutlu bir mağlubiyetle işi Ali Sami Yen’e taşıdı ve rövanşı 2-0 alan Galatasaray o sezon Çarşamba gecelerinin tek heyecanı olarak bu işi yarı finale kadar götürdü.
10 yıl sonra Şampiyonlar Ligi önelemesinde yine Rapid Wien’le başlayan Galatasaray’a, Viyana’da, Hagi’nin 40 metre sürüp sağ ayağıyla 90a “bıraktığı” zerafet kadar güzel “HAGI, HAGI, HAGI, HAGI” çığlıklarıyla Ercan Taner eşlik etmişti. O sezon 17 Mayıs 2000’de muhteşem sonuçlandı.
Bu girişten sonra Rapid Wien bu anlamda Türk Futbolu için bir şans diyerek devam etmek isterdim, ancak ufak bir araştırma olayın Beşiktaş boyutunu farklı kıldı. 1984-1985 sezonunda, Kupa Galipleri Kupasında Rapid Wien ilk turda Beşiktaş’ı elemiş ve o sezon kupada finale kadar çıkmış. Kuşkusuz dönemin ve Rapid tarihinin en önemli 2 futbolcusu Krankl ve Panenka bu başarının başrolündeydi.
Ancak eski Rapid Wien ile şimdiki arasında en az eski Beşiktaş’la şimdiki arasında olduğu kadar fark var. Gruptaki ilk rakip CSKA Sofya gibi Rapid Wien’de futbol kültürü olan ama eski ihtişamından eser kalmamış bir takım halinde.
Takımdaki en önemli yıldızları Nuhiu, Veli Kavlak ve Steffen Hoffman. Bunlar dışında dikkat edilecek oyuncular yine bizden, Yasin Pehlivan ve Muhammet İldiz. Tanınma anlamında tek oyuncuları olan Vennegoor of Hesselink PSV günlerinden bir hayli uzakta. 5-4-1 şeklinde savunmaya dönük, kontra atak oynuyorlar.
Ultras Rapid adlı bir tribün grupları var ve amblemleri Kızılderili reisinin kafası.
Rapid Wien forumlarında yaptığım gezintide Almanca’ya hakim arkadaşlarımın büyük katkılarıyla “Beraberlik harika sonuç, umarım yedek takımlarıyla çıkarlar, kendi evimizde fark yemeyelim” şeklinde içaçıcı yorumlar okudum. Normal şartlarda Beşiktaş’ın kazanması gereken bir maç olduğu konusunda herkes hemfikir.
16 Eylül 2010 Perşembe
Avrupa Ligi Varan-1, CSKA Sofya

CSKA Her eski doğu bloku ülkesinde olduğu gibi o takımın orduya ait olduğunun kısaltmasıdır. Tabi Sovyetler’in dağılmasından sonra bu aidiyet zayıflasa hatta kalksa da, isimler değişmedi.
1948’de kurulan kulüp, kurulduğu yıl da dahil olmak üzere geçen 62 yıllık sürede 31 kez şampiyon olarak, Bulgaristan’ın tartışmasız en başarılı takımıdır.
Dimitar Penev, Emil Kostadinov, Lyuboslav Penev gibi tarihe geçen oyuncularının dışında kuşkusuz en ünlü oyuncusu Hristo Stoichkov’dur. Özellikle 90lı yıllarda çıkışa geçen ve 1994’te Dünya Kupası 4.sü olan takımın temeli CSKA Sofya kökenli oyunculardan oluşmuştur.
En önemli rakipleri Levski’dir ve Sofya derbileri bizim sahada görmek istemediğiniz her türlü olay, tezahürat ve pankart içermektedir. Taraftar gruplarından biri de SS Front isimli dazlak ırkçı ve kendilerine “bira iç, seviş ve savaş” sloganını rehber edinmiş bir gruptur.
Aşağıdaki pankartta “Levski sizin herşeyiniz, çünkü karılarınız bizimle sevişiyor “ yazıyor
(tercüme ve foto ultrasmovement.blogspot.com’dan alıntıdır)

Eski doğu bloku ülkeleri futbol takımları için kullanılan klasik bir tanımlama ile “eski günlerini arayan” CSKA Sofya’nın bu sezonki en önemli transferi Celtic’de 4 sezon da toplam 19 kez forma giyen Cillian Sheridan. Bu oyuncu için yaptığım araştırmada Celtic taraftarları üzerinde bir Serdar Özkan etkisi bıraktığını gördüm. Büyük umutlarla A takıma alınmış, iyi bir başlangıç yapmış. Ancak 4 sene sonra Sofya’ya giderken Celtic forumlarında yapılan yorumları topladığımda olayı özetleyen yorum şu oldu;
“Kendine Celtic oyuncusu mu diyorsun? Ya da –daha doğrusu- kendine futbolcu mu diyorsun?”
Özellikle son paragraftan sonra küçümseme gibi bir düşünce akıllara gelmesin. Zira ağır ve sert bir savunma yapması hemen hemen kesin olan CSKA’nın bu yapısına Şeref Bey’in de zemininin durumu eklendiğinde ortaya “sakat” bir maç çıkma olasılığı mevcut. Hafta sonu Kadıköy’de oynanacak derbiyi de hesaba katarsak bu akşam Hilbert, Aurelio, Ersan ve Nobre’yi -hatta Fink’i- sahada, Quaresma, Guti, Necip, Bobo gibi isimleri kulübede görebiliriz.
Normal şartlarda Beşiktaş’ın kazanacağı bir maç olsa da Türk Futbolu’nun anormal şartlara müsait olduğu gerçeği bize temkini elden bırakmamanın her halükarda iyi olduğunu hatırlatıyor.
Son olarak Bulgar ekibinin Avrupa Sahnesi’ndeki “en”leri ile kapanışı yapalım.
En Farklı Galibiyetler
- CSKA Sofya-Dinamo Bükreş:8-1, 1956-57 Şampiyon Kulüpler Kupası (Bu andan sonra Steaua Bükreş ile kardeş takım oldular)
- CSKA Sofya-Portadown:5-0, 1999-2000 UEFA Kupası
- CSKA Sofya-FC Haka:9-0, 1970-71 Kupa Galipleri Kupası
En Farklı Mağlubiyetler
- Vasas Budapest-CSKA Sofya:6-1, 1957-58 Şampiyon Kulüpler Kupası
- Juventus-CSKA Sofya:5-1, 1994-95 UEFA Kupası
- Borussia Dortmund-- CSKA Sofya:3-0, 1965-66 Kupa Galipleri Kupası
i) Başlıktaki resim one-minute-later.blogspot.com’dan alıntıdır.
ii) http://www.cska.net/ sitesinde CSKA Sofya ile ilgili daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz.
4 Eylül 2010 Cumartesi
Vikingur Maçına Dair







