FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Kazananlar Kulübü

Genelde kaybedenlerin hikayesi ilgi çeker bizde. Mazlum edebiyatına toplum olarak pek meraklıyızdır. Sezercik top oynayan arkadaşlarına babasının resmini gösterirken, Emrah cemili-cümle kadın akrabalarının namuslarına deterjanlar yetiştirirken, “bu da mı gol değil hakim bey” diye ağlarız. Eski Türk filmleri bugün yerini afilli yarışmalara bıraksa da, refleksimiz halen aynıdır. SMS ile vereceğimiz oylar yeteneklere değil, acıklı hikayelere gider.

Oysa tutunamayanların hikayesi güzeldir, tutunabilenlerin ise hayatı...

Ve dünya kaybedenlerin değil, kazananların etrafında döner.

Şampiyonun da hikayesinde bol bol arabesklik vardı aslında. Herşey “Fenerbahçe 5 senede Alex ile 1 şampiyonluk kazanmış”la başladı. Doğru söylüyordu Aykut Kocaman (15 sene önce yaptığı gibi). Ve bu sefer (15 sene önce olduğu gibi) kovulmuyordu. Brezilya’nın sol beki, neden Fenerbahçe’de oynamadığını kimselere anlatmıyordu. Bilica’nın neden Fenerbahçe’de oynadığını da kimse anlamıyordu. Nihayetinde 29 sene oluyordu. Daum’u çağıran vardı, zaten Aykut Hoca da gülmüyordu. Beklendiği ve alışıldığı gibi transferLER de olmuyordu devre arasında. Yobo sakat ve yaşlıydı. 9 puan fark vardı.

Önce Aykut Kocaman değişti. Alex’le konuştu. Alex de değişmeye karar verdi Aleks oldu. Cebine Türk kimliğini koyan Aleks, ruhuna da daha çok koşan, daha çok basan, daha çok ısıran bir futbol kimliğini ekledi. Aykut Hoca sevindi, ama gülümsemedi. Santos Brezilyalı olduğunu hatırladı, Mehmet Topuz Kayserili olduğunu. Aykut Hoca sevindi, ama gülümsemedi. Yobo, Bilica’yı (ve etkilerini) sildi, Emre sakatlanmaktan vazgeçti, Gökhan Gönül’ü Alex Ferguson izlettirdi. Aykut Hoca sevindi, ama gülümsemedi.

Derbilerde mağlubiyetten dönüldü, Fenerbahçeli’nin “gitti” dediği maçlar geldi, Güiza ağladı. Fenerbahçeli’nin “olmaz” dediği maçlar oldu, Muhammet ıskaladı, Lugano attı. Aykut Hoca sevindi ama gülümsemedi.

Nihayetinde şampiyonluk apoletini dün gece itibariyle Fenerbahçe taktı. Aykut Hoca hem sevindi, hem gülümsedi, yumruk şov bile yaptı.

Geçen sene İbrahim Toraman hata yaptı, bu sene de Korcan. Toraman da hata yapacak, Korcan da, Aykut Kocaman da hata yapacak, Şenol Güneş de; ki gol olacak. Aleks Taşçıoğlu’nun kaldırdığı bayrak ne kadar beceriksizlikse Umut Bulut’un her maç kaçırdığı 3 net gol pozisyon da o kadar beceriksizlik. Herkesin “god mode” oynadığını düşünsenize, sıfır hatayla! Mümkün değil, iyi ki de değil! Buzağıları öküz altında arayanlar, daha önce oraya buzağı bırakanlardır. Benim gibi bir adam öküzle derdini anlatır tabii. Romantik bakış açısı Selçuk Dereli’nin oysa; “En büyük aşk filmlerini, en büyük aşkları yaşamış rejisörler çekmişler … Komplo teorileri de böyle işte… Aşk filmleri gibi… “


Gözlük kullanmıyorum, pembeyi de sevmem. Bu yüzden ülke futbolunda teşvik primi, şike olduğunu da biliyorum. Bu ülkede 86-87 gibi 2003-2004 gibi kapkara sezonların olduğunu da biliyorum. Ama bu sezon bunlardan biri değildi. Hatalar / şanslar, her takımın lehte aleyhte eşit paylaştığı bir terazide adalet dağıttı.

Ola ki Sivas 1 gol daha atsaydı, o zaman ne olacaktı? Sadece Fenerbahçe’nin şampiyonluk sayısı 17 olacaktı.

Bu durum, son 7 sezonun 6’sında Fenerbahçe Futbol Takımının ilk 2’de olduğu gerçeğini değiştirmeyecekti.

Bu durum, erkek-kadın basketbolda, voleybolda, kürekte, velhasıl bir hentbol (bir de deve güreşi) hariç her branşta son 5 yılın en başarılı takımının Fenerbahçe olduğunu değiştirmeyecekti.

Fenerbahçe Futbol Takımı’nın 2010-2011 sezonu şampiyonu olamaması; isminden hazzetmediğim kadar satış stratejisini takdir ettiğim Fenerium’ların darphane gibi çalışmasını, tesisleşmeyi, kurumsallaşmayı, temelde Fenerbahçe Spor Kulübü’nün atılımlarını etkilemeyecekti.

Olay şampiyon olmak değil, sürekli şampiyon olamazsınız zaten. Ancak sürekli başa oynayabilirsiniz. Ve bunu yaptığınız sürece de kazanan olacaksınız.

Umarım bunu başta şampiyon Fenerbahçe’nin, ardından Trabzonspor’un değerli yöneticileri, teknik heyeti ve taraftarları da anlayabilir. O zaman belki işler kötü giderken hakemleri baskı altına alan, rakipleri töhmet altında bırakan açıklamalara gerek olmadığını görürler.

Zira, Türk Futbolu’nun kazananlara ihtiyacı var.

Yakup Sabri İNANKUR

6 Eylül 2010 Pazartesi

YALAN VE UYDURMA



Fenerbahçe resmi sitesinden yapılan bu açıklama açıkçası harika oldu. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı'nın bir futbolcunun sözlerini muhattap alarak ortalığı geren açıklamalar yapması çok yanlış olduğu gibi gerek kişiliğine gerekse bulunduğu makama yakışmazdı.

Artık bu ve bu tür haberleri yapanlar düşünsün...

Bugün tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Ahmet Ercanlar imzası ile yayınlanan "Alex 10 Guti eder" başlıklı haber baştan aşağıya uydurma ve yalandır. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım bugüne dek olduğu gibi bugün de kesinlikle rakip bir takımın oyuncusu ile ilgili bir kıyaslama ya da değerlendirme yapmamıştır. Hal böyle iken adeta yalan haberlerin klasik malzemesi haline gelen "yakın çevresine söyledi" klişesi ile verilen bu haber de tamamen hayal ürünüdür. Haberi yapan muhabir ve bunu yayınlayan gazete eğer haberinin arkasında ise ve doğru olduğu iddiasında ise söz konusu bu "yakın çevre"nin kim olduğunu da açıklamak zorundadır. Aksi takdirde kendilerinin tamamen yalan ve uydurma haber yaptıkları ispatlanmış olacaktır. Hürriyet gibi Türkiye'nin önde gelen bir gazetesine yakışan yalan haber yapmamaktır. Bizler Hürriyet Gazetesi'ne yalan haber yaptı demeyi ve yalancı demeyi yakıştıramıyoruz ve kendilerinden söz konusu "yakın çevreyi" açıklamalarını ya da her iki camiadan da özür dileyerek yalan haberlerini düzeltmelerini bekliyoruz.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...