8 Mart 2012 Perşembe
Arsen/al-sat
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Wilshere, Fabregas’ın Yerini Doldurur mu?

Hangi tarafa baktığınıza bağlı. Yönünüz takım savunmasıysa, taşırır bile. Hücumsal anlamı ise gelin tartışalım. Fakat önce bir Wilshere girişi yapalım, daha sonra geliştirir, sonuçlandırırız.
İlk tanışmamız Anfield’da olmuştu. Geçtiğimiz sezon hani şu Reina’nın son dakikada elinden kaçırdığı topun Arsenal’e beraberlik getirdiği maç. Sezonun ilk maçı.

Fabregas sakat. Yerinde, 80lerin en terbiyeli, en dürüst, en temiz, en Necip Uysal ismi “Doğru Ahmet” tipli bir oyuncu var. Nasıl Doğru Ahmet’in ömrü, Bay Yanlış’a sağını solunu öğretmekle (sağım sarımsak, solum soğan), O’nu düzeltmekle geçtiyse, bu delikanlı da Arsenal ataklarını sağa ya da sola doğru şekillendirmekte, Arsenal’i yönetmekle meşguldü. Bütün bunları yaptıktan sonra, Liverpool presi ve hızlı hücumuna müthiş bir direnç gösteriyordu. Üstelik Hodgson’ın sağa-sola değil, rakibi ortadan çökertme felsefeli, matkap futboluna karşı yapıyordu bunu. Liverpool çaresizce oyunu kenarlara yaymak zorunda kalıyordu. Hodgson kenarda zıp zıp zıplarken Wilshere bir atak kesip, bir atak başlatıyordu.
Londra’da keyifli günler heyecanla geçerken, bahar gelip, çiçekler açtı ve Şampiyonlar Ligi çeyrek finalindeki rakip Barcelona’ydı. Büyük oyuncular büyük maçlarda büyük oynarlar. Wilshere’in genç yetenek mertebesinin kalfalığından ustalığına terfi etmek için seçeceği daha büyük bir maç da olamazdı. Rakip; dünyanın en iyi pas yapan, şok pres yapan ve kontra atağa çıkan takımı. Kesmek, soğukkanlı olmak, ve onlar kadar iyi pas yapmak zorundasınız. Biraz içiniz geçse, basiretiniz yarım saniye bağlansa, kaçıracağınız bir müdahale, ayağınızın 1 santim yanından geçen topu, 3-4 saniye sonra kalecinizin elleri arasında görürsünüz. Ya tebrikleri kabul ediyordur, ya da filelerden henüz çıkarmıştır.
İlk yarı bittiğinde Wilshere’in olumlu pas yüzdesi %95’ti (45’te 43). Ayrıca 1’i Messi, 2’si Iniesta’dan olmak üzere 3 top çalmıştı ki, hepsi Barça atağını budayan, yavaşlatan müdahalelerdi. (Yalnız aynı maçta Messi 71 pasın 71’ini olumlu kullandı ki, buna bir açıklama getirmek istemiyorum. Yani bu insanlık dışı. Barbarca!). Aynı zamanda bu maçta Wenger’in Wilshere’i kullandığı yer, verdiği görev Fabregas’a göre daha üst düzey, daha “önemli” bir görevdi. Fabregas’ı dahi yönlendiren, ya da Fabregas’a atak başlatma onayı veren Wilshere idi. İlk topları mutlaka alıyor ve en akıllı yere o dağıtıyordu. Nitekim 2 Arsenal golünde de hücumu başlatan ilk pas O’ndan gelmişti. Özellikle 2. golün başlangıcında topu Fabregas’ın hizmetine sunan tüm maç boyunca olduğu gibi O’ydu. Cesc’i driblinge başlatacak pası attı ve gol sevincine katılmaya en son gelenlerden oldu.

Wilshere’nin bu “ani” çıkışı, O’nu bulup çıkartan Arsene Wenger’i bile şaşırtmıştı. “O kadar şaşkınım ki, bu kadar çabuk bu seviyeye geleceğini ummuyordum” demişti.
EN ÇOK TERLEYEN ADAM
Fabregas, Nasri, Song, Rosicky ve Diaby ile birlikte görev paylaştığı orta sahada 2650 dakikayla geçtiğimiz sezonun en çok dakika alan oyuncusu. En çok kilometreyi de O’nun yaptığını söylememize gerek yok sanırım. Bu kadar yorulduktan sonra paslar ne kadar isabetli olur? Wilshere’nin sihri burada kendini belli ediyor. 1639 olumlu pas ile takımın lideri ve en yakın arkadaşına 352 fark atmış. En yakın arkadaşı ise Fabregas. Rakiplerin ataklarını 51 kez kursaklarında bırakmış Wilshere. Savunma yönüyle ikinci sırayı aldığı tek özellik de bu zaten. Ancak bir orta saha oyuncusu için bu kadar top çalmak artık Adalet Bakanlığı’nın ilgileneceği bir konu olabilir. Bundan iyisi Nuri Şahin! (ki %85 top çalmayla oynuyor, detayları bu yazıda bulabilirsiniz)
SAVUNMA TAMAM, YA HÜCUM?
60 kez gol pozisyonuna sokmuş arkadaşlarını. Transferin gözde ismi Nasri’den 2 fazla. Yalnız gol / asist sayısı düşük. 1 gol 3 asistle oynamış geçtiğimiz sezon.

Bunun nedeni oynadığı pozisyon ile alakalı. Bunun da nedeni oynadığı oyuncuya bağlı (idi). Wilshere’nin ana görevi, ilk atağı başlatmak. Savunmadan çıkan ilk topları öndeki Nasri, Fabregas, Arshavin’e göndermek. Hücum organizasyonun komutanı ise Fabregas (idi). Dolayısyla ileride daha çok dribling, daha çok şut özgürlüğüne sahip ve ceza sahasına daha yakın olan isim de Fabregas (idi). Di’li geçmiş zamanların sebebi malum. Hücum anlamında Nasri’ye, özellikle kıyasladığımız Fabregas’a oranla daha geride olması normal. Ancak şimdi kaptan gittiğine göre o görevi yapacak bir tek Wilshere kalıyor.
Peki yapabilir mi? Hücumda Fabregas kadar etkin olabilir mi?
Arsene Wenger’e göre evet, ama yetmez.
“O’nun arkasına defansif bir orta saha yerleştirirsem Fabregas’ın yerinde oynar” diyor Mösyö Wenger. Ama nokta değil, virgül koyuyor ve devam ediyor “O’nun kadar iyi bir defansif orta saha olsa iyi olur”
O nedenle Nasri’nin kalması önemliydi. Wilshere’yi yerinden oynatmak istemiyor Arsene Wenger. Belli ki O’nu savunmanın ve hücumun kilidi olarak görüyor. Haksız da değil, rakamların da önümüze koyduğu denklemin sonucu o. Cesc’in yerine Nasri’yi monte etmek daha kolay, takımın uyum sağladığı oyun düzenini daha az etkileyecek bir müdahale.
Benim gözümde Wilshere, Fabregas’tan daha iyi. Çünkü Fabregas kadar iyi! Bu bir çelişki midir? Asla! Oyun görüşü ve zekası Fabregas’a yakın. Pas yüzdesi Fabregas kadar iyi, hatta toplam pası daha fazla. Fabregas kadar hücum oyuncularını gol pozisyonuna sokuyor ki daha geride oynamasına rağmen. İşte bu yüzden benim için daha iyi. Henüz 19 yaşında ve Fabregas’a yakın bir futbolu var.
Üstelik daha çok top çalıyor, daha çok atak kesiyor, daha çok koşuyor.
Eğer Wenger O’nun kadar iyi bir orta saha bulursa, Fabregas’ın görevini aldığında hücumsal anlamda da daha net verilerle karşılaştırırız. Gerçi O’nun kadar iyi bir defansif orta saha gelirse Arsenal’e belki de bu sefer O’nu Wilshere ile kıyaslarız. Wilshere’nin yerini doldurabilecek mi, ona bakarız.
Yakup Sabri İNANKUR

